|
EVLİLİK VE EVLİLİKTE İLETİŞİM
Birliktelik, birbirine sahip olma ve birbirine ait olma duygusu, yakınlık,
can yoldaşlığı istemek, anlaşılmak, kendi düzenini kurmak, cinsel doyum
sağlamak ve çocuk sahibi olmak gibi öğeler evliliğin oluşmasında
önemlidir. Bu amaçla; iki kişinin yasal olarak ve yasanın koruma ve
güvencesi kapsamında, birlikte oluşturduğu kuruma
evlilik
denir.
Evliliğe ilişkin düzenlemeler,Türk Medeni Kanunu’nda yer almaktadır.
Evliliklerin, cinsel doyumla mutlu bir yaşam sürmede, çocuk sahibi olmakla
toplumun devamlılığını ve geleceğini sağlamada önemli işlevi
bulunmaktadır. Belki ömür boyu sürecek bu güzel birlikteliğin sıkıntıya
dönüşmemesi için anlaşmazlıkların önlenmesinde iletişimin payı büyüktür.
Toplumda insanlar arasındaki ilişkilerde tartışma, kavga ve buna bağlı bir
çok sorunun temelinde olduğu gibi çiftler arasındaki uyuşmazlıkların
temelinde de iletişimsizlik ya da sağlıksız iletişim bulunmaktadır.
Sağlıklı iletişimin temin edilmesinde karşılıklı güven, hoşgörü, özveri ve
empati uyulması gereken en temel değerlerdir.
Evlilik
sürecinde ortaya çıkan çeşitli sağlık sorunlarına, ekonomik sorunlar,
toplum baskıları ve diğer olumsuzluklarla birlikte cinsel sağlık ve üreme
sağlığı konusunda bilgisizlik de eklenirse, aile yaşamı zarar görmeye
başlar. Bunu önlemek; bilinçli, bilgili ve mutlu çiftlerin elindedir.
Bu
kitapçığın,
evlilik öncesinde ve evlilik sürecinde
kötü
deneyimler yaşamadan önlem alınmasına ve doğru kararlar verilmesine katkı
vereceği düşünülmektedir. Mutlu bir evlilik ve bununla birlikte, sağlıklı
nesiller yetiştirmek amacıyla hazırlanmış,
“Evliliğe Hazırlık Rehberi”
niteliğinde olan bu kitapçıktan yararlanabilirsiniz.
EVLİLİK ÖNCESİ
GÖZ
ÖNÜNDE BULUNDURULMASI GEREKEN NOKTALAR;
►Sağlık
yönünden hekime muayene olun!
►Vücudunuzu
tanıyın, cinsel sağlık ve üreme sağlığı konularında bilgilenin
►Gebelikten
korunma yöntemlerini öğrenin.
►Akraba
evliliklerinde daha sık görülen kalıtsal hastalıklar yönünden danışmanlık
alın. Gerekli görülmesi halinde, genetik test yaptırın.
►Kan
grubu tayini yaptırın. Kan uyuşmazlığınızın olup olmadığına göre, gebelik
öncesinde ve gebelik döneminde, hekiminizin önerilerini alın.
►Eğer
kuşku duyuluyorsa, cinsel yolla bulaşan hastalıklar yönünden kontrol olun
ve önlem alın (AIDS, Hepatit B, frengi vb.).
►Özürlü
çocuk doğumuna neden olacak faktörlere karşı önlem alın.
►Kendinizde
olabileceğini düşündüğünüz sağlık sorunlarınız için muayene olun.
►Ailenizin
yaşamı için, evde ve çevrenizde oluşabilecek kazalara doğru yaklaşabilmek
için ilkyardım eğitimini almanız yararlıdır.
►Gereksinim
duyduğunuzda; uzmanlardan sağlık ve hukuk danışmanlığı almanız yerinde
olur.
EVLİLİK SÜRECİNDE
GÖZ
ÖNÜNDE BULUNDURULMASI GEREKEN NOKTALAR;
►Evlilik,
cinsel sağlık, üreme sağlığı ve çocuk sağlığı konularında bilgilenin.
►Birbirinizin
ve ailelerinizin bireysel inançlarına, farklı kültürel davranışlarına
hoşgörülü yaklaşın.
►Halen
uygulanan ve size yanlış gelen adet, gelenek ve görenek gibi kültürel
farklılıklara karşı doğru tutum geliştirmeye özen gösterin.
►Gelir
düzeyinize göre, harcamalarınızın önceliğini belirleyin.
►Eşinizin
rızası doğrultusunda, cinselliğinizi daha mutlu ve daha özgür yaşamanın
yollarını arayın.
►Cinselliğinizi
istismar ve çıkar amacıyla hiç kimseye karşı kullanmayın ve
kullandırmayın.
►Eşinizle
birlikteliğinizde karşılıklı saygı ve sevgiyi koruyun, hoşgörülü ve
özverili davranın.
►Anne
ve babanızı önemseyin, ancak eşinizle ilişkinizi bozacak duruma
getirmeyin.
►Cinselliğinizi
eşinizle konuşun, paylaşın, birlikte öğrenin.
►Cinsel
sağlık ve üreme sağlığına ilişkin
ınız olduğunu bilin ve öğrenin.
►Gereksinim
duyduğunuzda kullanacağınız gebelikten korunma yöntemleri konusunda
danışmanlık alın, kullanacağınız yönteme eşinizle birlikte karar verin
►Sahip
olacağınız çocuk sayısına ve zamanına birlikte karar verin.
►Eşiniz,
18 yaşından küçük, 35 yaşından büyük ise gebe kalması riskli olabilir.
Gebelik arasındaki sürenin en az 2 yıldan fazla olmasına özen gösterin.
Bu kitapçıkta, yukarıdaki genel önerilere yönelik, kısa bilgiler
verilmiştir. Ancak, daha ayrıntılı bilgiye gereksinim duyulması halinde
uzmanlara danışılabilir.
GERDEK GECESİ
Gerdek gecesi;
insanların yaşamında, önemli yeri bulunan, özel; sevginin ve mutluluğun
paylaşıldığı ender anlardandır.
►Eşler
birbirini ilk geceye psikolojik olarak hazırlamalıdır. Aceleci ve
zorlayıcı olunmamalıdır.
►İçten,
nazik, hoşgörülü ve sevgiyle yaklaşılmalıdır.
►İlk
birliktelik için karşılıklı rıza gözetilmelidir. Stres ve yorgunluk nedeni
ile çiftler ilişkiye hazır değillerse, ilk ilişki ertelenebilir.
►İlk
geceden gebe kalınması istenmiyorsa, evlilik öncesi danışmanlık alınarak
etkili bir korunma yöntemi kullanılmalıdır.
►Bir
sorunla ve hoşnutsuzlukla karşılaşıldığında, ilişki sayısının fazla
olmamasına özen gösterilmelidir.
►Eşlerden
birinin daha sıkılgan (içe dönük) olması durumunda, aktif (dışa dönük) ve
kendine güveni daha iyi olanın hoşgörülü ve içten yaklaşımı ile rahatlama
sağlanabilir.
►Bazı
çiftlerde, ilk gecenin stresi ve heyecanına bağlı olarak, erkek cinsel
organının yeterince sertleşememesi ya da kadının vajina kaslarının istem
dışı kasılması
sonucu,
cinsel ilişki gerçekleşemeyebilir. Bu durum normaldir. Acele edilmemeli,
kaygı ve korku yaşanmamalıdır. Rahat davranarak, bir süre sonra sorun
atlatılabilir.
►İlk
gece ve evlilik mahremiyetinin çiftler arasında kalmasına özen
gösterilmelidir. İlişkinin yaşandığını ifade ettiği düşünülen “kanlı
çarşaf gösterme” geleneğine kimi yörelerimizde rastlanmasına karşın, bir
çok aile giderek terk etmektedir.
KADIN-ERKEK CSÜS HAKLARI
CİNSEL SAĞLIK (CS) VE ÜREME SAĞLIĞI (ÜS) NEDİR?
Cinsel sağlık,
cinselliğin fiziksel, duygusal, entelektüel ve sosyal yönlerinin kişiliği,
iletişimi ve aşkı zenginleştirici etkilerinin bileşiminden oluşur. Cinsel
bir varlık olarak insanın, yalnızca bedensel değil; duygusal, düşünsel ve
toplumsal bütünlüğünü sağlayan, kişilik gelişimi, iletişim ve sevginin
paylaşımını olumlu yönde zenginleştiren ve artıran sağlıklılık halidir.
Cinsellik, yaşam boyu sürer; kültürel ve ahlaki faktörlerden etkilenir.
Üreme ve cinsel doyum bulmayı içerir.
Üreme sağlığı;
üreme
sistemi, işlevleri ve süreci ile ilgili yalnızca hastalık ve sakatlığın
olmaması değil, tüm bunlara ilişkin fiziksel, zihinsel ve sosyal yönden
tam bir iyilik halinin olmasıdır. Üreme sağlığı aynı zamanda, “İnsanların
tatmin edici ve güvenli bir cinsel yaşamlarının olması, üreme yeteneğine
sahip olmaları, üreme yeteneklerini kullanmada karar verme özgürlüğüne
sahip olmaları” demektir. Herkesin cinsel bilgilere ulaşma ve cinsel
ilişkiyi, zevk için ya da dölleme amacıyla yaşama hakkı vardır.
Üreme Sağlığı Ve Cinsel Sağlık Temel Kişisel Haklardandır!
CİNSEL HAKLAR VE ÜREME HAKLARI
Üreme
ve cinsel hakların bilinmesi, toplumu oluşturan ailelerin daha sağlıklı ve
çağdaş olmaları açısından gereklidir.
1.Kişilerin yaşamları, üreme ve cinsellikleri nedeniyle tehlikeye
atılmamalıdır.
2.Baskı ve şiddete maruz kalmadan, üreme ve cinsel yaşamlarını
sürdürebilmelidir.
3.Üreme sağlığı hizmetlerini; varsıl-yoksul, kırsal-kentsel, kız-erkek
ayrımı yapılmadan, gereksinimi olan herkes eşit olarak alabilmelidir.
4.Cinsel kimlik ve tercihleri doğrultusunda, cinselliklerini başkalarına
zarar vermeden, mahremiyetle ve özgürce yaşayabilmelidir.
5.Cinselliğine özgü düşüncelerini özgürce ifade edebilmelidir.
6.Üreme sağlığı ve cinsel sağlık konusunda, eğitime ve doğru bilgiye
ulaşabilmelidir.
7.Evliliğe özgür iradesi ile karar verebilmeli, baskı ve şiddete maruz
kalmamalıdır.
8.Doğru zamanda ve istediği sayıda, çocuk sahibi olabilmeye karar
verebilmelidir.
9.Üreme ve cinsel sağlığın korunması için, sağlık kuruluşlarından gerekli
hizmeti alabilmelidir.
10.Üreme ve cinsel sağlığın korunması ve geliştirilmesi için, bilimsel
çalışmalardan yararlanabilmelidir.
11.Cinselliği nedeniyle işkence ve kötü muameleye maruz kalmamalı; şiddet
ve istismardan korunabilmelidir.
BİRBİRİMİZİ
TANIYALIM
Kadın
ve erkeğin kendi vücudunu ve eşinin vücudunu bilmesi, sağlıklı cinsellik
açısından da önemlidir.
ERKEK ÜREME ORGANLARI

Erkek
üreme organları, dış ve iç olarak ikiye ayrılır.
DIŞ ÜREME ORGANLARI
PENİS
Hem
idrar hem meninin dışarı atılmasını sağlayan, kas yapılı, kan
damarlarından zengin bir organdır. Spermlerin (erkek tohum hücreleri)
hazneye atılmasını sağlayan taşıyıcı bir görevi de vardır.
Penis uzunluğu değişken olabilir ve penisin cinsel işleviyle boyutları
arasında bilinen bir ilişki yoktur.
HAYA TORBALARI (SKROTUM)
Hayaların içinde bulunduğu deri torbadır.
İÇ ÜREME ORGANLARI
HAYALAR (TESTİSLER)
Haya
torbaları içinde yerleşmiş, erkeklik hormonu ve erkek tohum hücrelerini
üreten organdır. Sağda ve solda iki tane bulunur. Hayalar, ancak vücut
ısısından daha düşük sıcaklıkta sperm üretebilir. Bu nedenle vücudun
dışında yer almıştır.
EPİDİDİMİS
Testislerde üretilen döl hücrelerinin (spermlerin) bulundukları bölümdür.
TOHUM (SPERM) KANALLARI
Spermlerin testislerden çıktıktan sonra meni keseciğine ulaşmak için
geçtikleri kanaldır.
Her iki
testisin toplayıcı bölümlerinden çıkarak yukarı uzanırlar. Prostatın
içinden
geçerek
idrar yoluna açılırlar.
MENİ (SEMEN) KESECİKLERİ
İdrar
torbasının yakınında, sperm kanallarına açılan ve spermlerin dışarı
atılmak
için
toplanıp bekledikleri iki küçük keseciktir. Boşalma anında atılan sıvının
(meni) bir
kısmı
bu keseciklerde üretilir. Spermler bu sıvı içinde beslenir ve hareket
ederler.
PROSTAT
İdrar
torbasının hemen önünde yer alan, spermlerin hareketini artırıcı sıvı
salgılayan
bir
organdır. Salgıladığı sıvı, meninin bir bölümünü oluşturur ve cinsel
ilişki sırasında
kadının
haznesindeki ortamı spermlerin hareketine uygun hale getirir.
İDRAR KANALI, BOŞALTMA YOLU
Hem
idrarın hem de meninin dışarı atıldığı, bir kısmı penis içerisinde yer
alan kanaldır.
ERKEK TOHUM HÜCRESİ (SPERM)
Gözle
görülemeyecek kadar küçük, hareketli hücrelerdir. Bu hareketliliği kuyruk
kısmı sağlar.
Erkeklerin
tohum hücrelerinde cinsiyet kromozomu olarak bir X bir de Y kromozomu
bulunur. Kadında ise, cinsiyet kromozomlarının ikisi de X yapısındadır.
Yumurta
hücresini dölleyen sperm hücresi Y kromozomuna sahip olduğunda bebeğin
cinsiyeti erkek, X kromozomuna sahip olduğunda bebeğin cinsiyeti kız olur.
Bebeğin
cinsiyetini daima babadan gelen spermin cinsiyet kromozomu belirler.
KADIN ÜREME ORGANLARI
Kadın
üreme organları dış ve iç organlar olarak ikiye ayrılır.
DIŞ ÜREME ORGANLARI
DUDAKLAR:
Dış ve
iç dudaklar olarak iki kısımdır. Yumuşak dokudan oluşmuştur. Dış dudaklar
içtekilere göre daha kalıncadır.
KLİTORİS:
Klitoris ve çevresi, cinsel uyarılma açısından en duyarlı bölgelerdendir.
VAJİNA (HAZNE) GİRİŞİ:
Vajinanın en dışa açılan kısmıdır. Vajinanın hemen altında, idrar çıkış
deliği ve anüs (makat) bulunur. Üreme organı olmamakla birlikte, üreme
organlarının yakınında bulunması, mikrop kapma olasılığı açısından
temizliği önem taşımaktadır. Anüsten idrar deliğine ve vajinaya mikrop
bulaştırmamak için; teharet önden arkaya doğru yapılmalıdır.

İÇ ÜREME ORGANLARI
HAZNE (VAJİNA) :
Cinsel
ilişki ve doğum sırasında bebeğin geçmesini sağlayabilecek
genişleyebilen, esnek bir kanaldır.
RAHİM (UTERUS) : Rahim,
kaslardan yapılmış, içi boş, ters duran armuda benzeyen,
bebeğin
gelişmesini sağlayan iç üreme organıdır. Kadınlık hormonlarının etkisiyle,
iç
tabakası her ay gebeliğe hazırlanır. Ancak gebelik oluşmadığında, bu doku
adet kanaması
olarak
dışarıya atılır. Rahmin vajinaya açılan kısmına
rahim ağzı (serviks)
denir.
YUMURTALIKLAR:
Rahmin
dışında sağına ve soluna yerleşmiş, badem büyüklüğünde
iki
adet organdır. Kadınlık hormonlarını ve kadın üreme hücresi olan yumurtayı
üretirler.
TÜPLER (FOLLOP TÜPLERİ):
Rahmin
üst iki yanında, yumurtalıklarla rahim arasında
bulunan
içi boş kanallardır. Yumurtanın rahme geçişini sağlar. Yumurtacık
hücresinin,
sperm
ile döllenmesi tüplerde gerçekleşir.
CİNSEL FONKSİYONLAR
Cinselliğin iki temel işlevi vardır. Birincisi, cinsel doyum yaşamak,
ikincisi de insanların
üremesi
ve neslin devamıdır.
Cinsel ilişki,
birbirlerine cinsel ilgi ve istek duyan iki insanın, birlikte ürettikleri
ve
karşılıklı keyif aldıkları, her çeşit cinsel davranıştır.
Böylesine hoş, keyif veren bir yaşantının özen gösterilmemesi;
mutsuzlukların, istenmeyen gebelik ve hastalıkların ortaya çıkmasına neden
olabilir. Buna bağlı olarak daha birçok toplumsal sorunlar görülebilir.
Cinsel
ilişkiye girme isteği, bireyler için yaşam boyu zaman zaman değişebilir.
Eşler arasında istek ve onay söz konusuysa; cinsel ilişki sıklığı ve
biçimi için bir sınırlama yoktur. Bireylerin sorun olduğunu düşündüğü pek
çok durum, yardım alındığında çözümlenebilen, bu konuda bilgisizliğe bağlı
olarak farklı beklentilerden oluşan durumlar olabilir. İnsanlar
birbirinden farklıdır. Bu fark cinsel yakınlıklarını ifade etme
davranışlarında da görülür. Neyin sorun olup, neyin olmadığı kadar,
sorunun nedeninin bulunması
da,
önemlidir. Bu sorunlar, çoğu çiftlerin birlikte, ayrıntılı olarak uzmanlar
tarafından değerlendirilmesiyle ortaya çıkarılabilir. Sağlıklı insanlarda;
yaşlanma, erkeklerin prostat ameliyatı geçirmesi, kadınların menopoz
dönemine girmiş olması, cinsel yaşamı
olumsuz
yönde pek etkilemez.
Eşinizin beklentilerini ve isteklerini önemseyin!
KIZLIK ZARI (HİMEN)
Vajina
girişine yakın, esnek, ince bir zardır. Bazı zarların ortasında bir ya da
iki, bazılarında ise küçük ancak çok delikler bulunur. Adet sırasındaki
kanama ve vajinal sıvılar dışarıya buradan atılır. Ender olmakla birlikte,
bazılarında hiç delik bulunmaz. Bu durumda, adet kanaması dışarıya
çıkamaz. Kadına özgü vücut gelişimi olmasına karşın, 15 yaşına kadar adet
göremeyen çocuklar hekime götürülmelidir. İlk cinsel ilişkide bütünlüğü
bozularak, bir miktar kanama görülür. Bazı kişilerde zarın yapısı gereği
ortasındaki deliğin normalden fazla büyük ve kalın olması nedeniyle, zar
zedelenmeyeceği için ilk ilişkide kanama olmayabilir. Ayrıca, kız
çocuklarının cinsel ilişki dışında beklenmeyen darbe nedeniyle de zarın
zedelenmesi söz konusu olabilir. Her kanamasız ilk ilişki için, kadının
önceden cinsel birlikteliği olduğu düşüncesi doğru değildir.
Görülen
hafif kanama, kısa sürede kendiliğinden durur. Ancak ender de olsa fazla
kanama görülebilir. Bu durumda hekime başvurulması gerekebilir.
DOĞURGANLIK, GEBELİK VE DOĞUM
GÜVENLİ ANNELİK
Güvenli
annelik; kız çocuğuna değer vermeyle başlar.
1.Anneye gebelik öncesi, anne ve bebeğe gebelik, doğum ve doğum sonrası
tıbbi bakım ve tedavi hizmetlerinin verilmesi,
2.İstenmeyen ve yüksek riskli gebeliklerin önlenmesi,
3.Gebelik, doğum ve doğum sonrası oluşabilecek risklerin tanımlanması ve
önlenmesi
4.Anne
ve bebek ölümlerinin azaltılmasına yönelik önlemlerin alınmasıdır.
Anne Ölümlerinin Başlıca Nedenleri:
Ciddi
kanama, enfeksiyon (mikrop kapma), gebelik toksemisi (zehirlenmesi),
yüksek tansiyon, düşük vb.
Yenidoğan Ölümlerinin Başlıca Nedenleri:
Doğum
öncesi, doğum sırası ve sonrasında yetersiz bakım, enfeksiyon (bebeğin
mikrop kapması), doğum travması, oksijensiz kalması, yenidoğan tetanozu
vb.
Güvenli anneliğin gerektirdiği önlemlerin alınması halinde; anne ve yeni
doğan ölümlerinin
büyük
çoğunluğu
önlenebilir niteliktedir.
Güvenli
annelikte gebelik öncesi sağlık personelinden ya da konunun uzmanlarından
danışmanlık hizmeti almak son derece önemlidir. Gebeliğin sağlıklı
geçirilmesi açısından muayene ve bilgilenme yararlıdır.
ADET GÖRME
Kadınlarda, ergenlik çağında cinsel olgunluğa ulaştıktan sonra, ortalama
her 28 günde bir vajinal kanama görülür. Buna
“adet görme”
denir.
Bu süre 21 ile 35 gün arasında değişebilir.Vücutta tüm sistemlerde olduğu
gibi, üreme ile ilgili olaylar da beCinsel
yin tarafından yönetilmektedir. Beyinle yakın ilişkide bulunan hipofiz
bezi, salgıladığı hormonlarla yumurtalıkları uyarır. Bunun etkisiyle,
yumurtalıklardan çıkan bazı hormonlar, rahim iç tabakasının gelişmesinde
etkilidir. Ayrıca bu hormonların etkisiyle her ay yumurtalıklardan birinde
olgunlaşan yumurta yuvasını çatlatıp yumurtalıktan atılır. Yumurta,
tüplerin ucunda bulunan ince uzantılar tarafından tüp içine çekilir.
Rahime doğru ilerlerken 24 saat canlı kalır. Bu sırada spermle
karşılaşırsa, döllenme gerçekleşir.
Bir
yandan da kadınlık hormonlarının etkisi ile rahim iç tabakası kalınlaşır
ve gebelik için uygun ortam oluşur. Döllenmiş yumurta daha sonra tüplerden
rahim içine geçerek rahim duvarına yerleşir.
Döllenme olmadığında; rahim iç tabakası birkaç gün içinde gerilemeye
başlar ve yumurtanın yerleşmesi için gelişmiş olan rahim dokusu kanamayla
birlikte dışarı atılır. Yumurtlama adetten yaklaşık iki hafta önce olur.
Yumurtlamadan önceki ve sonraki birkaç gün gebelik için en uygun dönemdir.
Adet
görme sırasında her iki eşin istemesi halinde cinsel ilişki olabilir.
Ancak rahim iç tabakasının kanaması nedeni ile mikrop kapma riski
bulunabilir.İKKAT!
Hijyenik petler, kanamanın miktarına göre 3-4 saatte bir
değiştirilmelidir.
GEBELİK
►
Cinsel ilişki sırasında, kadının haznesine boşalan spermler, rahim içine
doğru hareket ederler. permlerden yalnızca biri, kadının tüplerinde
karşılaştığı yumurtanın içine girerek dölleyebilir. permlerin kadın
vücudunda yaşama süreleri yaklaşık 72 saat olduğundan, yumurtlama
olayından kısa bir süre önceki cinsel ilişkiye ait spermler de yumurtayı
dölleyebilirler.
►
Döllenmiş yumurta gelişmeye başlar ve tüplerde ilerleyerek, 5-6 gün içinde
rahme gelir, kalınlaşan iç tabakasına yerleşir. Bu tabakaya gömülerek
gelişmesini sürdürür.
►
Yumurtanın döllenmesi ve rahmin içine yerleşmesinden sonra, adet görme
kesilir. Bu durum doğumdan sonra emzirme döneminde de bir süre devam eder.
Gebelikle ilgili değişiklikler ortaya çıkmaya başlar. Rahim yavaş yavaş
büyür.
►
Bebeğin gelişimi tamamlanıncaya kadar devam eden yaklaşık 280 gün (9 ay 10
gün),
sürerek doğumla sonlanır
►GEBELİK
BELİRTİLERİ
Gebelikten şüphelenmeye neden olan ilk bulgu, adet kanamasının beklenen
sürede olmamasıdır. Beklenen adetin gerçekleşmemesi durumunda, hekime
gidip gebelik testi ile kesinleştirilebilir.
Bununla birlikte;
F
Bulantı
ve kusma,
F
Göğüslerde hafif büyüme, duyarlılık, bazen karıncalanma,
F
Ağızda
metalik tat,
F
Yorgunluk, halsizlik, uyku hali,
F
Vajinal
akıntıda artış,
F
Bazı
yiyecek ve içeceklere karşı tiksinti, bazılarına karşı aşırı istek
(aşerme),
F
Hormonal değişikliklere bağlı olarak aşırı duygusallaşma,
F
Sık
idrara gitme görülebilir.
Gebelik bir hastalık değildir, fizyolojik bir olaydır.
►GEBELİKTE
BAKIM
►Gebelik
Sırasında Uygun Görülen Muayene ve Kontroller
Beklenen adet kanamasının olmaması ve gebelikten şüphelenilmesi halinde en
yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Gebeliğin sağlıklı geçirilmesi
için, sağlık kuruluşlarında kontrollerin düzenli olarak yapılması gerekir.
Gebelik sürecince en az 4 kez kontrole gidilmelidir.
İlgili
hekim, gebeyi genel olarak muayene eder, idrar tahlili, kan tahlili,
tansiyon, boy, kilo ve ödem (şişlik) yönünden değerlendirir. Son aylara
doğru yeni doğan tetanozundan korumak için gebeye aşı yapılması
gerekebilir. Gebenin durumuna göre uzman hekimin önerisi doğrultusunda,
bebeğin gelişimi, kalp atışları, olası doğum tarihi ve çoğul gebelik
yönünden ultrasonografik inceleme; bebeğin beyin, omurilik ve diğer
organlarında olabilecek bozuklukların belirlenmesine yönelik 19-23.
haftalar arasında
ayrıntılı (renkli) ultrason; riskli gebeliklerde anomali varlığının
tespiti için 14-18. haftalar arasında amniyosentez, üçlü tarama testi ve
şeker testi gibi ileri incelemelere gerek duyulabilir.
GEBELİK DÖNEMİNDE DİKKAT EDİLECEK NOKTALAR
►Gebelik
fark edilince hemen sağlık kuruluşuna muayene için gidilmelidir. Kronik
hastalığı ya da başka bir sağlık sorunu varsa hekime bilgi verilmeli,
öneriler doğrultusunda davranmalıdır.
►Muayenelere
eşi ya da aileden biriyle gitmelidir. Hekimin gerek görmesi halinde
muayenelere birlikte gitmeye devam edilmelidir,
►Yeterli
ve dengeli beslenme tüm yaşam boyu çok önemlidir. Doğum öncesi ve
loğusalıkta özellikle özen gösterilmelidir.
►Sigara
ve alkol asla alınmamalıdır. Sigara dumanı olan ortamda bile
bulunulmamalıdır.
Cinsel Sağlık ve
►Sorunsuz
bir gebelikte, 1-2 saatlik dinlenme koşuluyla orta derecede hareketlilik
yararlıdır (Ör: Yürüyüş).
►Genel
temizlik kurallarına daha çok özen gösterilmelidir.
►Kayma
ve düşmelere karşı önlem alınmalıdır.
►Gebelik
döneminde sağlık kuruluşundan bebek bakımı ve beslenmesi ile ilgili
danışmanlık almalıdır.
►Hekimin
önerisi doğrultusunda tetanoz aşısı yaptırmalıdır.
►Gebeliğe
özgü yakınmalar olabilir. İlgili sağlık personelinin önerileri
doğrultusunda davranılmalıdır. Vitamin dahil hekim önerisi olmadan ilaç
kullanılmamalıdır. Hekim karar vermedikçe röntgen çektirilmemelidir.
Röntgen çekilen yerlerden uzak durulmalıdır.
►Ultrason
muayenelerinin zararı yoktur. Gebelik süresince hekimin karar verdiği
aralıklarla ultrason muayenelerine devam edilmelidir.
►Doğum
mutlaka sağlık personeli yardımıyla yaptırılmalıdır. Doğum evi ya da
hastane tercih edilmelidir.
►Annenin
doğumuna yakın zamanda, gerekli eşyalar hazırlanmalıdır. Aileden destek
olabilecek biri yanında bulunmalıdır. Babanın desteği son derece
önemlidir.
ACİL OLARAK SAĞLIK KURULUŞUNA GÖTÜRÜLMESİ GEREKEN DURUMLAR!
Gebede;
•Vajinal
kanama, •Yüksek tansiyon, •Konvülziyon (Havale),
•Baş
ağrısı ve görme işlevinde değişiklik, •Yüksek ateş,
•Aşırı
halsizlik ve kendini kötü hissetme, •Şiddetli karın ağrısı,
•Kusma,
•Kötü kokulu vajinal akıntı, •Solunum güçlüğü ya da sık solunum,
•Göğüs
ağrısı, •Yüz, parmak ve bacaklarda şişme, •Vajinal suyun gelmesi,
•Çocuk
hareketlerinin hissedilememesi,
•Düşük
tehdidi (vajinadan su ya da kan gelmesi vb.)
►GEBELİKTE
CİNSEL YAŞAM
Gebelik
dönemi cinsel isteklerin devam ettiği bir dönemdir. Ancak, cinsel ilişki
sırasında rahim ağzının açılabileceği, düşük ve kanamaya yol açabileceği,
erkek cinsel organının bebeğe zarar verebileceği gibi yanlış düşünce ve
inanışlarla eşler cinsel ilişkiden kaçınma eğiliminde olabilirler. Ancak,
bu dönemdeki düşüklerin önemli bir kısmı bebekteki organ bozuklukları
nedeniyledir. Hekim yasaklamamış ise ve her iki eşin kabul etmesi halinde,
özenli davranmak koşuluyla gebelik sırasında cinsel ilişkinin sakıncası
yoktur.
HEKİMİN ÖNGÖRMESİ HALİNDE, GEBELİK SIRASINDA CİNSEL İLİŞKİNİN
SAKINCALI OLABİLECEĞİ OLASI DURUMLAR
Vajinal
kanama,
Vajinal
suyun gelmesi,
Önceki
gebeliklerde erken doğum tehdidi öyküsü,
Erken
doğum riski,
Çoğul
gebelik,
Gebeliğin
son ayları,
DOĞUM
Doğum,
çiftlerin mutluluğunu etkileyebilen bir olaydır. Mutlaka sağlık personeli
tarafından yaptırılmalıdır. Babanın anneye, doğumun her aşamasında destek
olması son derece önemlidir. Doğum, rahmin düzenli kasılmaları sonucu
rahim ağzının incelerek açılmasıyla başlar. Bu sırada, jölemsi bir
salgıyla karışık, az miktarda bir kanama olur, buna
“nişan”
denir.
Kasılmalar şiddetlidir ve belli aralıklarla ağrı gelir. İlk doğumlarda
ağrılar ortalama 10-12 saat kadar sürebilir ve bebeği rahim ağzından
geçecek biçimde ilerletir. Daha sonraki doğumlarda bu süre 4 saate kadar
inebilir. Rahim
boynu
bütünüyle genişlediğinde bebeğin içinde bulunduğu su kesesi, doğumdan önce
yırtılıp içerdeki suyun bir kısmı boşalabilir. Yirmi dakika ile 1 saat
içinde bebek rahim ağzından vajinaya geçerek bebek doğar. Bebeğin tüm
gebelik boyunca eş (plasenta) ile ilişkisini sağlayan göbek kordonu, bebek
doğunca
kesilerek bağlanır. Son olarak doğumun ardından 10-15 dakika içinde rahim
kasılarak artık görevi kalmayan plasentayı da dışarı atarak doğum
sonlanır.
Plesanta;
gebelik boyunca anne ile bebek arasında kan başta olmak üzere her türlü
maddenin alış verişini sağlayan organdır.
EŞİNİZİN;
•Yaşı
18’den küçük veya 35’ten büyük mü?
•Son
gebeliği 2 yıldan kısa mıdır?
•Gebeliklerinin sayısı 4’ten fazla mıdır?
•Şeker
hastası mı?
•Tansiyonu yüksek mi?
•Kalp
hastalığı var mı?
•Böbrek
hastalığı var mı?
•Gebelikte kanama geçirdi mi?
•Gebelikte havale geçirdi mi?
•Üst
üste birkaç kez düşük yaptı mı?
•Rahim
ya da diğer üreme organlarından ameliyat oldu mu?
•Doğurduğu çocuklarda özürlülük var mı?
Yukarıdaki sorulardan yalnızca birine bile
“evet”
yanıtı
verilmiş ise mutlaka hekime başvurulmalıdır.
KISIRLIK
Ortalama bir yıl korunmasız ve düzenli cinsel ilişkide bulunmalarına
karşın, çocuk
sahibi
olamayan çiftlere
infertil ( kısır )
denir.
Kısırlığa yol açan nedenler hem erkeğe
hem de
kadına özgü olabilir. Bu nedenle; eşlerin her ikisinin de muayene edilmesi
gerekir.
Kısırlığa Yol Açan Erkeğe Özgü Nedenler:
Sperm
sayısının yetersizliği,
Sperm
kanallarındaki tıkanıklıklar,
Testis
travması,
Hormonal
bozukluklar,
Varikosel
(Testis toplardamarlarının genişlemesi),
Geçmişte
kabakulak mikrobunun yol açtığı testis iltihabı,
Geçirilmiş
cinsel yolla bulaşan hastalıklar,
Bazı
ilaçlar
Sigara
ve alkol
Kısırlığa Yol Açan Kadına Özgü Nedenler:
Hormon
bozuklukları,
Yumurtalık
iltihabı,
Yumurtlamanın
olmaması,
Kanalların
tıkanıklığı,
Rahmin
şekil bozukluğu,
Geçirilmiş
cinsel yolla bulaşan hastalıklar,
Trikomonas
vajinalis paraziti (geçici kısırlığa yol açabilir)
Vücutta
spermlerin ölmesine neden olan maddelerin (antikor) gelişmesi,
Sigara
ve alkol
ANDROPOZ
Yaşın
ilerlemesiyle erkeklik hormonlarındaki değişime bağlı olarak ortaya çıkan
bir
durumdur. Menapoza giren kadınlardaki kadar yoğun olmamakla birlikte,
cinsel yaşamı
etkileyen belirtiler görülebilir.
Yaşa bağlı değişimler şunlardır;
►Testislerde
küçülme ve sertleşme ( testosteron azalmaz ),
►Ereksiyonda
güçlük, olduğunda uzama,
►Yavaş
ve güçsüz meni çıkarma.
Bu değişimleri etkileyen bazı faktörler;
►Vücut
değişimleri, kas gücünde azalma, çabuk yorulma
►Kalp-damar
hastalıkları
►Solunum
sistemi hastalıkları
►Şeker
hastalığı
►Eklem
hastalıkları
►Prostat
hastalıkları
►Kullanılan
bazı ilaçlar ( tansiyon, depresyon vb.)
►Alkol,
sigara
►Başarısızlık
korkusu
►Cinsel
ilişki sırasında ölme korkusu
►Monotonluk
►Beklentilerin
azalması
►Toplumun
yaşlı cinselliğini yok farz etmesi
►Kendine
ait bir mekana sahip olamama
►Sosyo-ekonomik
güçlükler
Andropozun daha sağlıklı geçirilebilmesi için, hekime başvurulabilir.
Bunun yanı sıra,
yaşın
ilerlemesine bağlı genel sağlık sorunları, prostat büyümesi nedeniyle
idrar sıkıntıları
için
düzenli hekim kontrolleri gereklidir.
MENOPOZ
Kadının
üreme yeterliliği daha çok 15-49 yaşlar arasıdır.
Menopoz,
genellikle 45
yaşından sonra kadınlık hormonlarının azalması ve yumurtlama işlevinin
seyrekleşerek
zamanla
durması sonucu ortaya çıkan bir durumdur.
Adet
düzensizlikleri, adet aralığının uzaması ile başlayabilir. Ateş basması,
terleme,
konsantrasyon bozukluğu, depresyon, cinsel istekte azalma, vaginada
kuruluk,
kemik
yoğunluğunda azalma, meme dokusu değişiklikleri, kilo alma gibi
belirtilerle devam
edebilir.
Menopozun getirdiği olumsuzlukların kontrol altına alınması olanaklıdır.
Bunun için
konunun uzmanlarından ya da menapoz kliniklerinden hizmet alınmalıdır.
AİLE PLANLAMASI
Aile Planlaması;
kişilerin istedikleri zaman, bakabilecekleri sayıda çocuk sahibi
olmalarıdır. Çocuk sahibi olamayanlara da destek olunmaktadır. Aile
planlamasının sağlık hizmetleri içerisinde önemli yeri bulunmaktadır.
Aşırı doğurganlık;
annenin, çocukların ve ailenin sağlığını olumsuz yönde etkiler.
Bir
kadının;
•18 yaş
altında, 35 yaşın üzerinde gebe kalması,
•2
yıldan daha sık aralıklarla doğum yapması,
•4 ve
4’ten daha fazla çocuk sahibi olması,
hem
kendisinin hem de çocuğunun
hastalık ve ölüm
riskini
artırır. Bu nedenle; gebelikten korunma yöntemlerine gereksinim
bulunmaktadır.
Tüm bu sorunların çözümü,
özellikle istenmeyen gebeliklerin önlenmesi, çiftlerin danışmanlık hizmeti
alarak, etkili aile planlaması yöntemlerini kullanmaları ile olanaklıdır.
Aile Planlaması Danışmanlığı;
cinsel
yaşamınız ve aile planlaması ile ilgili gereksinimlerini
ortaya
çıkarır, buna yönelik bilgi almanızı sağlar. Bilinçli ve gönüllü olarak
size ve eşinize uygun aile planlaması yöntemi seçmenize yardımcı olur.
İstenmeyen gebelikler yalnızca kadınların sorunu değildir. Çözüm arayışına
erkek ve kadın birlikte yönelmelidir.
AİLE PLANLAMASI YÖNTEMLERİ
Kadına
ait yöntemler ve erkeğe ait yöntemler olmak üzere ikiye ayrılır.
Kullanılacak yönteme eşler ve ilgili sağlık personeli birlikte karar
vermelidir.

►ERKEĞE
AİT AİLE PLANLAMASI YÖNTEMLERİ
►Modern
Korunma Yöntemleri
A-Geçici Yöntemler:
Bırakıldığında gebe kalınabilen yöntemlerdir.
a.
KONDOM (PREZERVATİF, KILIF, KAPUT)
►Erkekler
tarafından kullanılmak üzere bir çeşit lastikten yapılmış cinsel ilişki
öncesi penise geçirilen, çok ince ve esnek bir kılıftır.
►Cinsel
ilişki sırasında, meni içindeki spermlerin kadının vajinasına geçmesini
engeller.
►Doğru
kullanıldığında %97 etkilidir. 
►Erkeklerin
aile planlamasına katılımını sağlar.
►Erken
boşalmayı önler.
►Cinsel
yolla bulaşan enfeksiyonlardan (HIV/AIDS, hepatit-B, frengi, bel
soğukluğu, klamidya gibi) korur.
►Her
cinsel ilişki için KULLANILMAMIŞ (YENİ) kondom gerekir.
►Kondom,
sertleşmiş erkeklik organına (penise), vajinaya HİÇ TEMAS ETMEDEN ÖNCE
takılır. Boşalma sonrası organ gevşemeden çıkartılmalıdır.
►Bir
kere kullanıldıktan sonra atılmalıdır.
►Kondomu
kayganlaştırmak için herhangi bir madde kullanmaya gerek yoktur. Özellikle
VAZELİN asla kullanılmamalıdır.
►Kondomlar
serin ve karanlık yerde saklanmalıdır.
►Son
kullanma tarihine dikkat edilmelidir. Süresi geçenler kullanılmamalıdır.
B-Kalıcı Yöntemler:
Tekrar
gebe kalınması söz konusu değildir. Uygulandığında geri dönüşü olmayan
yöntemdir.
a. ERKEKTE KANALLARIN BAĞLANMASI (VAZEKTOMİ)
►Erkeklerin
tohum (sperm) kanallarının ameliyatla bağlanmasıdır.
►Tohum
kanalları bağlanıp kesildiği için sperm cinsel ilişki sırasında boşalan
sıvıya geçemez ve kadının yumurta hücresi ile birleşemediğinden döllenme
olmaz.
►Koruyuculuğu
çok yüksektir.
►Tohum
kanallarının bağlanması erkeğin görünümünde, cinsel isteğinde ve
yeterliğinde, cinsel doyumunda, erkeklik organının sertleşmesinde ve
boşalmasında herhangi bir değişiklik meydana getirmez.Cinsel ilişkiyi
etkilemez.
►Kalıcıdır.
Geri dönüşü olanaklı bulunmadığından aile çok iyi bilgilendirilmeli, karar
vermeden önce eşler çok iyi düşünmelidir.
►Kanallarda
daha önce bulunan spermler gebeliğe neden olabilir. Bu nedenle; ilk 20
boşalmada ya da yaklaşık 3 ay süreyle kondom gibi ek bir yöntem
kullanılmalıdır.
“Geri çekme”
diye de
bilinen geleneksel uygulama gebelikten korunmak için başvurulacak etkili
bir yöntem değildir. İstenmeyen gebeliklerden korunmanın en bilimsel ve
doğru olanı, ilgili sağlık personeline danışılarak etkili, modern bir
yöntemi uygulamaktır.
ACİL KORUMA
Planlı
olmayan, korunmasız cinsel ilişki sonrası, özellikle kondom yırtılması ya
da tecavüz gibi durumlarda gebelik riskini ortadan kaldırmak amacıyla
alınan önlemlere denir. Böyle durumlarda 72 saat içinde zaman geçirmeden
aile planlaması hizmeti sunan bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.
Gebelikten korunmak amacıyla kullanılan bir yöntemden kaynaklandığı
düşünülen bir sorunun farkedilmesi halinde, sağlık kuruluşuna
başvurulmalıdır.
BAZI CİNSEL SAĞLIK SORUNLARI
Cinsel sorunlar,
bireylerin cinsel yaşamlarındaki, beklentilerinin karşılanmamasına
neden
olur.
CİNSEL SAĞLIK SORUNLARIN GENEL NEDENLERİ
►Kişisel
farklılıklar (yaş, cinsiyet, öğrenim durumu vb.)
►Kültürel
farklılıklardan kaynaklanan çatışmalar,
►Yaşam
koşulları,
►Duygusal
sorunlar (depresyon, anksiyete, geçirilmiş kötü
deneyim, gebe kalma korkusu, cinsel yolla bulaşan hastalık
kapma
korkusu vb.),
►Bedensel
sorunlar (hormon düzensizlikleri, kalp-damar ve
metabolizma hastalıkları, sürekli ilaç kullanma zorunluluğu),
►Eşle
ilişkilere bağlı nedenler (ekonomik sıkıntı, geçimsizlik,
cinsel
tercihler vb.),
►Toplumun
kadına ve kız çocuğuna ayırımcı bakışı,
►Yetersiz
ve yanlış bilgilenme
ERKEĞE ÖZGÜ BAZI CİNSEL SORUNLAR
►CİNSEL
İSTEKSİZLİK
►Cinsel
istek azlığı/yokluğu; hatta cinsel ilişkiye, cinsel organlara ya da
sıvılara tiksinme
şeklinde görülebilir.
►CİNSEL
UYARILMA BOZUKLUĞU VE İMPOTANS (İKTİDARSIZLIK)
►Erkekte
sertleşme sorunu ve cinsel ilişkiye girememe biçiminde görülebilir.
►ORGAZMLA
İLGİLİ BOZUKLUKLAR
►Erkekte
erken boşalma yaşanabilir.
►CİNSEL
AĞRI BOZUKLUKLARI
►Cinsel
ilişki sırasında ağrı görülebilir.
►PARAFİLİLER
Bu
cinsel sapmalar, bir tür cinsel istismar ve şiddettir. Daha çok
çocukluktan itibaren
gelişimin kötü etkilendiği nedenlerin yol açtığı kişilik sorunları ile
ilgilidir. Bu
sorunlar kadınlarda da görülebilir. Ancak, kadınlarda daha seyrek olduğu
söylenmekle
birlikte, bu durumun kadınların toplumsal statüsü gereği daha fazla
gizleyebilmelerinden
kaynaklanabileceği düşünülmektedir.
►Teşhircilik
(Göstermecilik),
►Fetişizm
( Kişinin canlı olmayan nesneleri kullanmakla ilgili (örneğin kadın iç
çamaşırları)
yoğun
fantezi kurması.)
►Sürtünmecilik
(Kişinin, rızası olmayan kişiye dokunarak ve sürtünerek haz duyması)
►Çocuğa
Cinsel Sevi (Pedofili)
►Cinsel
Sadizm (işkenceye ve zorlamaya dayalı)
►Gözetlemecilik
(Röntgencilik)
Yukarıda belirtilen sorunların nedenleri arasında;
►Cinsel
organlara ya da hormonal dengeye ait bozukluklar ,
►Bazı
ilaçlar,
►Olumsuz
cinsel deneyimler,
►Kendine
güvensizlik,
►Eşi
ile cinsellik dışında sosyal paylaşımın yeterince olmaması,
►Farklı
cinsel kimlik ya da farklı tercihler,
►Yoğun
stres ve depresyon,
►Çocukluk
dönemindeki takıntılar,
►Yanlış/yetersiz
cinsel bilgi,
►Taciz
ve tecavüze uğrama,
►Eşine
yeterince ilgi duymamakla ve/veya eşini çekici bulmamakla gelişen cinsel
isteksizlik,
►Kronik
hastalıklar (diyabet, kalp-damar vb.),
►Yetiştiği
ailede geçimsizlik,
►Cinsel
ilişkiyi paylaşımdan çok, eşine karşı görev olarak algılaması,
►Suçluluk
duygusu,
►Cinsel
yolla bulaşan hastalıklar başlı başına cinsel sağlık sorunu olduğu gibi,
diğer
sorunların da nedeni olabilir.
CİNSEL YOLLA BULAŞAN ENFEKSİYONLAR (CYBE)
Yaygın
olarak korunmasız cinsel ilişki ile bulaşan, genellikle cinsel organlarda
bulgu veren ve çoğunlukla belirti göstermeden seyreden hastalıklardır.
Cinsel sağlık bilgileri yetersiz olan gençlerin CYBE’lere yakalanma riski
artmaktadır.
CYBH’LERİN ÖNEMİ VE GENEL ÖZELLİKLERİ
►Daha
çok korunmasız cinsel ilişki ile bulaşırlar.
►Çoğunluğu
(yaklaşık %70’i) belirti vermeden seyreder.
►Belirtiler
daha çok cinsel organlarda ya da yakınlarındadır. Bazı belirtiler CYBE
dışındaki
hastalıklarda da görülebilir. Frengide olduğu gibi kimi yaralar
ağrısızdır.
►Bir
CYBE’de yara biçiminde belirti varsa, bu yaradan bir diğer CYBE’nin
bulaşması
kolaylaşır.
►Kimilerinin
tam tedavisi var, kimilerinin yoktur. Tedavisi olup önemsenmeyenlerin ve
ihmal edilenlerin süregenleşmesi, kısırlık ve diğer sorunlara yol açması
olasılığı artmaktadır. HIV/AIDS’te olduğu gibi ölümcül de olabilir.
►Toplumdaki
algısı gereği, CYBE’lerden utanma ve gizleme eğilimi bulunmaktadır. Bu
durum doktora başvurmayı, tedavi olma ve önlem almayı geciktirmekte,
başkalarına giderek daha çok bulaşmaktadır.
►CYBE’lere
bağışıklık gelişmez. Genel vücut direnci hastalık gidişini etkiler. Önlem
alınmaması halinde birey bir CYBE’ye birçok kez yakalanabilir
BAŞLICA CYBE’LER
►
•Bel soğukluğu (Gonore) •Frengi (Sifiliz)
•Yumuşak Çıban (Şankır)
•Klamidya
•Trikomonas
•Hapatit B ve C sarılığı
•HIV/AIDS
•Cinsel organ siğilleri (genital siğil)
•Cinsel
organ uçuğu (genital herpes)
BULAŞMA YOLLARI
►KORUNMASIZ
CİNSEL İLİŞKİ
►Her
türlü cinsel ilişki ile bulaşır. Hastalık etkenlerini taşıyan bireyin
penis, vajina, anüs, ağız boşluğu ve bunların salgıları, sağlıklı bireye
cinsel ilişki sırasında bulaşabilir.
►Ateşli
öpüşmeler sırasında oluşabilen yaralardan da hastalık etkenleri
bulaşabilir.
►KAN
YOLU
Frengi, Hepatit-B ve C sarılığı ve AIDS
etkenleri vücuda girdikten sonra kan ve doku sıvılarında çoğalır.
►Kontrolsüz
kan nakli,
►Hastalıklı
bireyler için kullanılmış ve daha sonra mikropsuz hale getirilmemiş kulak
delme, dövme, akupunktur, sünnet aletleri,
►Ortak
kullanılan diş fırçası, jilet ve tıraş bıçağı,
►Madde
bağımlılığı nedeniyle
ortak enjektör
kullanımı ile CYBE’ler bulaşabilir.
►ANNEDEN
BEBEĞE GEÇİŞ
►Frengi,
Hepatit B ve C sarılığı ve AIDS etkenleri anneden bebeğe gebelik, doğum,
emzirme sırasında geçebilir.
GENEL BELİRTİLERİ
►Penis,
vajina ya da anüsde;
•Normal
olmayan pis kokulu akıntı,
•Kaşıntı,•Şişlik,
•Kızarıklık,•Yara, yumru, döküntü (Frengide ağrısız, diğerlerinde ağrılı)
►İdrar
yapma sırasında yanma, sızı ve ağrı,
►Karnın
alt bölümünde ağrı ve duyarlılık,
►Cinsel
ilişki sırasında acı duyulması,
►Kasıklarda
şişlik (Lenfadenopati),
►Ender
olarak ateş, bulantı, halsizlik, kırıklık ve üşüme gibi genel belirtiler
de görülebilir.
►Bel
soğukluğu mikrobu bebekte göz iltihabına ve körlüğe neden olabilir.
Doğumsal frengide burun kökü çöküklüğü, birçok organda yara ve
sakatlıklara yol açabilir.
SONUÇLARI VE YOL AÇTIĞI DİĞER HASTALIKLAR
►Kısırlığın
en
önemli nedenlerinden biri, tedavi edilmemiş CYBE’lerdir.
►Kadınlarda
rahim
ağzı kanserlerinin
oluşmasına neden olabilirler.
►Hepatit
B ve C’nin
karaciğerde kanser ve siroza
yol
açtığı bilinmektedir.
►Bağışıklık
sisteminin yetersizliğine neden olan
AIDS,
gerek mikrobik gerekse mikrobik olmayan,
kanser
ya da
sistem ile ilgili
birçok hastalığa
yol
açmakta ve
ölümlere
neden olmaktadır.
TEDAVİDE İLKELER
►Çoğunun
tedavisi olanaklıdır.Erken tanı ve tedavi önemlidir. Geciken tanı ve
tedavi hem tedavi başarısını düşürür, hem de birçok hastalığa neden olur.
►Hastanın
tedavisi, eşiyle birlikte yapılmalıdır. Yalnızca bir eşin tedavi edilmesi
sorunu çözmez. Hastalık yeniden diğer eşine bulaşır.
►Tedavi
sürdürülürken, olanaklıysa birey cinsel ilişkide bulunmamalıdır. Cinsel
ilişki isteniyorsa kondom kullanılmalıdır.
►Eczaneden
ulu orta alınan ya da birinin önerisiyle kullanılan ilaçlar son derece
sakıncalıdır. Hem tedaviyi güçleştirir, hem de başka hastalıklara neden
olur. Mutlaka hekime başvurulmalı, önerilen tedavi yaptırılmalıdır.
CYBE’LERDEN KORUNMAK İÇİN GENEL ÖNLEMLER
►Tek
eşlilik son derece önemlidir. Ancak her iki eş birbirine sadık olmalıdır.
►Her
türlü cinsel ilişkide kondom kullanılmalı. Kondom hem gebelikten hem de
CYBE’lerden koruyan en önemli yöntemdir.
►Gerektiğinde
kullanılacak kan ve doku kontrol edilmiş (test uygulanmış) olmalıdır.
►Tek
kullanımlık enjektör kullanılmalı.
►Diş
fırçası, tıraş bıçağı ve jilet ortak kullanılmamalı.
►Sünnet,
akupunktur iğnesi, dövme iğnesi ve aletleri, manikür-pedikür makası ve
diğer tıbbi aletler tekniğine uygun steril edilmeli
(mikropsuzlaştırılmalı).
►Yeni
doğan bebeğin gözüne gümüş nitrat damlatılmalı (hastanede).
►HIV
taşıyan bir anneden doğan bebeğin kan testi negatif ise (mikrop yoksa)
emzirilmemeli.
►HIV
pozitifli bir anne kabul ediyorsa, gebelik sonlandırılabilmeli, bebeği
doğurmak istiyorsa doktorun önerisi ile HIV/AIDS tedavisi almalıdır.
Gebelikte uygulanan HIV/ AIDS tedavisi, virüsün bebeğe geçme olasılığını
%30’lardan %5-10’lara düşürmektedir. AIDS ilaçları bebeğe zarar vermez.
►Koruyuculuğu
yüksek olduğu için, tüm bireyler Hepatit-B aşısı yaptırmalıdır. Ancak
Hepatit-C’nin aşısı henüz yoktur.
Cinsel Yolla Bulaşan Enfeksiyonlardan Korunmanın Yolu;
Tek Eşlilik ve Kondom
CİNSEL BÖLGENİN TEMİZLİĞİ
►İlişki
öncesi ve sonrası, genital bölge (cinsel organların) temizliğine dikkat
edilmesi
gerekir.
►Anal
(makat) ilişki sakıncalıdır.
►Uygun
aralıklarla banyo yapılmalı, çamaşır değiştirilmelidir.
►Cinsel
organ çevresindeki kıllar fazla uzamadan, hijyen kurallarına uyarak traş
edilmelidir.
►Toplu
kullanılan tuvaletlerde kirli suyun anal bölgeye sıçramamasına dikkat
edilmelidir.
KALITSAL (GENETİK) HASTALIKLAR VE ÖZÜRLÜLÜK
Kalıtsal hastalık,
bir
bireyin genetik materyali, yani kromozom ve genlerindeki bozukluklar
sonucu ortaya
çıkan hastalıktır.
Anne-
baba sağlam görünmesine karşın, kromozom ya da genlerdeki bozuklukların
taşıyıcısı olduklarında hastalık, bebek ve çocuklarda ortaya çıkabilir.
Kalıtsal hastalıklar, toplumda sık rastlanan, yalnızca bireyin kendisini
değil, sonraki nesilleri de etkileyen (nesilden nesile geçen)
hastalıklardır.
ÖZÜRLÜLÜĞE YOL AÇAN NEDENLER
a.ÖZÜRLÜLÜĞE YOL AÇABİLEN GEBELİK ÖNCESİ VE GEBELİK SIRASINDA KARŞILAŞILAN
NEDENLER
►Akraba
evliliği ve kalıtım:
Aralarında kan bağı bulunan kişilerin bebeklerinde kalıtsal olarak geçen
ve engelliliğe neden olan hastalıkların ortaya çıkma olasılığı yüksektir.
►Kan
uyuşmazlığı:
Anne
kan grubunun negatif (-), baba kan grubunun pozitif (+) olduğu durumlarda
gelişir. Bu tür bebeklerde şiddetli yenidoğan sarılığı, sakatlık ve ölüm
ortaya çıkar. Bazen bebeğin kanının değiştirilmesi gerekebilir. Gebelik
öncesi ve sırasında saptanmış olması halinde gebelik hekim kontrolünde
geçirilmeli, önerilen tarihlerde gerekli testleri yaptırmalıdır. Daha
sonraki bebeklerde kan uyuşmazlığının olumsuzluklarını önlemek için,
doğumdan hemen sonra ilk 48 saat içerisinde önerilen iğneyi anneye
yaptırmak gerekir.
►Gebelik
sırasında anne yaşının
35 ve üzerinde olması özellikle down sendromu olasılığını artırır,
►Gebelik
boyunca (özellikle ilk 3 ay içerisinde) annenin;
•Hekim
önerisi dışında ilaç kullanması,
•Sigara
içmesi ya da sigara dumanı ortamlarında bulunması,
•Alkol
kullanması,
•Kimyasal maddelere maruz kalması,
•Radyasyona maruz kalması,
•Aşırı
stres duyması,
•Yetersiz ve dengesiz beslenmesi,
•Başta
kızamıkçık olmak üzere, anne karnındaki bebeği kötü etkileyen bulaşıcı
hastalıkların (TORCHS=Toksoplazmoz, kızamıkçık, sitemegalovirüs, hepatit B
ve
C,
frengi) geçirilmesi ya da etkenlerin taşınması,
b.ÖZÜRLÜLÜĞE YOL AÇABİLEN DOĞUM SIRASINDA KARŞILAŞILAN
NEDENLER
►Doğumun
uzun sürmesi ve bebeğin oksijensiz kalması,
►Doğumun
sağlık personeli olmayan kişilerce yaptırılması ve yanlış uygulamalar,
►Bebeğin
kaza ya da kafa travması geçirmesi,
►Zehirlenme,
►Bebeğe
hekimin önerisi dışında ilaç verilmesi.
c.ÖZÜRLÜLÜĞE YOL AÇABİLEN DOĞUM SONRASI KARŞILAŞILAN
NEDENLER
►Yenidoğan
döneminde rastlanılan metabolik sorunlar (Feniketonüri, hipotroidi)
►Yeni
doğan sarılığının uzun ve şiddetli sürmesi,
►Psikolojik
ve sosyal sıkıntılar,
►İş
kazaları ve meslek hastalıkları ,
►Ev
kazaları,
►Trafik
kazaları,
►Çevresel
faktörler,
►Yaşlılık,
►Doğal
afetler.
ÖZÜRLÜLÜĞE YOL AÇAN KALITSAL HASTALIKLAR
►AKDENİZ
ANEMİSİ (TALASEMİ)
Hücrelere oksijen taşıyan alyuvarlarda bulunan hemoglobin üretiminde
doğuştan sorun olduğu için, dokulara yeterince oksijen taşınamaz. Bu
nedenle kansızlığı düşündüren, deride koyu sarı renk görülür. Dokuların
oksijen gereksinimi sonucu kemik iliği aşırı uyarılır. Bu nedenle alın ve
yüz kemiklerinde genişleme söz konusudur. Buna bağlı olarak, alın öne
doğru çıkık, kafanın en tepesinde oluksu çukurluk gelişir. Ayrıca çocukta
büyüme geriliği, konuşamama, dalak ve karaciğerde büyüme ve kalp
yetmezliği ortaya çıkabilir. Her iki eşte talasemi hastalığı bulunması
halinde doğacak bebeklerde görülme olasılığı çok daha yüksektir. Bu
nedenle genetik tahliller ihmal edilmemelidir.
►HEMOFİLİ
Erkek
çocuklarında görülür. Bu tür kişilerde doğuştan kanın pıhtılaşmasını
sağlayan madde eksikliği bulunmaktadır. Yaralanmaları halinde kanın
pıhtılaşma süresi uzun olduğu için kanamanın durdurulması güçtür. Kan
kaybı nedeniyle ölenler bile vardır.
►DOWN
SENDROMU (MONGOLİZM)
Zeka
geriliğiyle kendini gösteren bir hastalıktır. Bu tür çocuklara özgün bir
yüz görünümü (mongol) vardır. Gözler küçük ve süzgün, çene,ağız ve
dudaklar ileri çıkıktır. Çocuğun 21. kromozomunda anormallik bulunur. Yaşı
ileri olan annelerin (35 yaş ve üzeri) downlu bebek doğurma olasılığı
yüksektir. Bebeğin downlu olduğunu anne karnında belirlemek olanaklıdır.
Bu nedenle gebelik fark edildikten sonra, gebelik boyunca önerilen
aralıklarda annenin hekim tarafından muayene edilmesi son derece
önemlidir. Bebek doğduktan sonra iyileştirilmesi olanaklı değildir. Ancak
özel eğitimle yaşamı için önemli bazı bilgi ve beceriler öğretilebilir.
►TURNER
SENDROMU
Bu tür
bebekler kız görünümlüdür. Ancak cinsiyet kromozomu (XO) yapısındadır.
Cinsiyet kromozomundan biri her zaman (X), diğeri ise (X) olursa bebek
kız, (Y) olursa erkek olur. Bu hastalıkta ise ikinci kromozom (O)’dır. Bu
nedenle çocuk erkek olmadığı gibi tam bir kız da değildir. Bu hastalıkta
kişinin adet görmesi, çocuk sahibi olması olanaksızdır. Doğduğunda bebeğin
oransız vücut yapısı, ense saç çizgisi düşüklüğü belirtisi olabilir.
►KLİNİFELTER
SENDROMU
Bu
bebekler erkektir. Cinsiyet kromozom sayısında fazlalık bulunur (XYY) . Bu
kişilerin vücutları oransız, boyları çok uzun, genellikle cinsel organları
küçüktür. Toplumsallaşmaları ve uyumları iyi değildir. Suç işlemeye ve
psikopatiye yatkındırlar.
►SPİNA
BİFİDA
Doğum
öncesinde ortaya çıkan ve gebeliğin ilk aylarında omurilik gelişiminde
meydana gelen bozukluk ve açıklıklardır. Gebeliğin 19.-23. haftaları
arasında test yaptırılarak teşhis konulabilir.
ÖZÜRLÜLÜĞE YOL AÇAN DOĞUMSAL VE DİĞER ETKENLERE BAĞLI
HASTALIKLAR
Bu
hastalıkların ortaya çıkmasında kalıtsal yatkınlık bulunmakla birlikte,
başka nedenler de etkili olabilmektedir.
►HİPERAKTİVİTE
DİKKAT EKSİKLİĞİ BOZUKLUĞU
Çocuklarda dikkatsizlik, aşırı hareketlilik ve yaramazlık, kaza olasılığı,
düşünememe ve tehlikeli yerlere tırmanma, çok konuşma ya da konuşmama,
vurucu, kırıcı davranarak çevreye zarar verme vb. gibi davranış
bozuklukları görülür.
►SEREBRAL
PALSİ
Çocukta
kas iskelet koordinasyon bozukluğu, el, kol ve bacaklarda şekil bozukluğu
ve konuşma sırasında akıcılıkta ve yüz hareketlerinde bozukluk bulunur.
Çocuğun yürümesi, elini kolunu kullanması, konuşması sorunludur. Daha çok
kan uyuşmazlığı ve yeni doğan sarılığının uzun sürmesi ve zamanında hekime
götürülmeyip zamanında önlem alınmaması sonucu ortaya çıkabilir.
►OTİSTİK
ÇOCUK
Toplumsal etkileşimin ve iletişimin önemli ölçüde bozuk ve anormal
gelişimi, ilginin, etkinliklerin belirgin derecede sınırlı oluşuyla dikkat
çeken gelişimsel bozukluktur. Ne kadar erken tanı konulabilirse,
eğitilmeleri olumlu yönde etkilenir. Bebeğin 1,5-2 ay sonra
anne ile göz teması kuramaması, gülümseme ve agulamanın bulunmaması,
kucakta huzursuzluk,
erken tanıda önemli belirtilerdir. Çocukta sallanma, ilgisini çeken
objeler karşısında çırpınma (ellerini kollarını sallama), kafasını vurma,
el bilek ısırma, sosyal oyunlara katılmama, sözel ve bedensel iletişim
becerilerinden yoksunluk, dil gelişiminde gecikme, aynılık eğilimi de
(aynı yerde oturma, aynı giysiyi giyme, aynı oyuncaklarla oynama vb.)
önemli belirtiler arasındadır.
►FENİLKETONÜRİ
Zeka
geriliğine neden olan doğumsal bir hastalıktır. Ne kadar erken tanı
konulabilirse, zeka geriliği o ölçüde önlenir. Bebeğin
yeni doğan sarılığının bir haftadan uzun sürmesi, aşırı kusma, havale,
idrarın leş gibi kokması (idrarda fare ölüsü kokusu)
erken
tanıda çok önemlidir.
Doğar
doğmaz bebeğin
topuğundan alınarak yapılan kan testi
(GATRİ
TESTİ) de erken tanı için son derece önemlidir. Erken tanı konan bebeğe
hekimin önerisiyle özel mama verilmesi ve gıdalarının düzenlenmesi ile
zeka geriliği bebekte önlenebilir.
►KONJENİTAL
HİPOTROİDİ
Boyunda
bulunan troid bezinin doğuştan iyi çalışmaması sonucu, büyüme ve gelişme
için gerekli olan tiroksin hormonunun yetersizliği nedeniyle ortaya çıkar.
Erken teşhis konulamaması sonucu zeka geriliğine neden olan bir
hastalıktır. Gebeliği sırasında iyotlu ya da troid ile ilgili ilaç
kullanan annelerin bebeklerinin hipotroidili doğmariski yüksektir. Bebeğin
doğumundan sonra 24 ya da 72 saat içerisinde ilk kakayı (mekoyum)
çıkaramaması, yeni doğan sarılığının bir haftadan uzun sürmesi, bebeğin
ağlamaması, durgun ve hareketsiz olması, erken tanı için çok önemlidir.
Burun kökü basıklığı ve göbek fıtığı ile doğan bebeklerde hipotiroidi
açısından çocuk hekimine muayene ettirilmelidir.
Kan testi
erken
tanıda önemlidir. Erken tanı konan hipotiriodili bebeğe hekimin önerdiği
ilaç başlanırsa, bebeğin geri zekalı olması önlenir.
ÖZÜRLÜLÜĞE YOL AÇAN SORUNLARIN ÖNLENMESİNE İLİŞKİN ÖNERİLER
►GENEL
ÖNERİLER
►Akraba
evliliğinden kaçınılmalı,
►Eşler,
kan grubu tahlili yaptırmalı, uyuşmazlık varsa hekim önerisine göre
davranmalı,
►Olabildiğince
35 yaşından önce bebek sahibi olmalı, 35 yaşından sonraki gebeliklerde
sağlık kontrollerine daha özenli davranılmalıdır.
►Gerekli
ve uygun görülmesi halinde (ailede zeka geriliği, cücelik, akdeniz anemisi
vb. gibi özürlü çocuk öyküsü) uzmanından genetik danışmanlık alınabilir,
genetik tahlil laboratuvarı bulunan ilgili sağlık kuruluşlarında genetik
testler yaptırılabilir,
►GEBELİK
DÖNEMİNE YÖNELİK ÖNERİLER
►Beklenen
adet kanaması zamanı geçince hekime gidilerek gebe kalıp kalmadığı
öğrenilmeli, gebelik söz konusu ise,
hekim kontrolünde
sürdürülmeli,
►Gebelik
sırasında asla sigara ve alkol içilmemeli, ayrıca sigara dumanı olan yerde
bulunulmamalı,
►İlk
üç ay içerisinde hiçbir ilaç kullanılmamalı, gereksinim duyulursa mutlaka
hekime danışılmalı,
►Gereksiz
yere röntgen çektirilmemeli, röntgen çekimi yapılan yerlerin yakınında
bulunulmamalı,
►Gebelik
beslenmesi için sağlık personelinin danışmanlığını almalı,
►Gebeler
kızamıkçık ya da bulaşıcı hastalık geçiren birinin yanına gitmemeli,
gebelik sırasında kızamıkçık aşısı bile yaptırmamalı,
►Kronik
hastalığı bulunanlar ilgili uzmanın denetiminde olmalı, kadın hastalıkları
uzmanı bu konuda bilgilendirilmeli,
►DOĞUM
VE DOĞUM SONRASI DÖNEMİNE YÖNELİK ÖNERİLER
►Doğum,
sağlık personeli yardımıyla yaptırılmalı, doğumun sağlık kuruluşunda
yapılması tercih edilmeli, doğumdan hemen sonra bebeğin gözüne damlatılan
gümüş nitrat solüsyonu bebekte bel soğukluğunu ve buna bağlı körlüğü
önlemek açısından son derece önemlidir.
►Yeni
doğan sarılığı açısından dikkat edilmeli, ilk 72 saat içerisinde ortaya
çıkan sarılıklarda bebek mutlaka hekime gösterilmeli, özellikle ilk 24
saatte fark edilen sarılıklar son derece önemlidir.
►Sağlıklı
bebek ve çocuk sahibi olabilmek için aşı ile korunabilen hastalıklara
karşı aşılanmalı, genel sağlık önlemleri alınmalı,
►Doğru
beslenme her yaş için önemlidir. Ancak bebek ve çocuklara ayrı bir özen
gösterilmelidir. Bebek ve çocuk beslenmesinde
ANNE SÜTÜ
‘nün
ayrı bir önemi vardır. Her annenin sütü kendi bebeği için özeldir. Anne
sütü, bebeğin ruhsal ve bedensel gelişimi için en gerekli gıda maddesidir.
Bebek doğar doğmaz ilk yarım saat içerisinde anne memesi verilmelidir.
ANNE SÜTÜ BEBEĞE ALTI AY TEK BAŞINA YETER.
Altı
aydan sonra anne sütünün yanı sıra ek gıdaların verilmesi gerekir.
►Kazalara
karşı önlem alınmalıdır.
►Aile,
bebek ve çocuğun gelişiminde farklılık görmesi halinde erken tanı ve
tedavi için sağlık kurumuna zaman geçirmeden başvurmalıdır.
ÖZÜRLÜ ÇOCUK VE AİLE
Özürlülüğün önlenmesine yönelik alınacak önlemler son derece önemli
olmakla birlikte, özürlü çocuk sahibi olan ailelerin duyarlılıkları ve
sorumlulukları, sorunların çözümüne önemli katkı verebilir.
Özürlü
ailesi, olayı ilk öğrendiğinde genel olarak başlangıçta derin üzüntü, şok,
reddetme, acı çekme ve depresyon, suçlama ve suçlanma, utanma, daha sonra
durumu kanıksama, uyum sağlama ya da kabullenme duyguları yaşayabilir.
Bir Özürlü Annesinin Sesi……
“Başlangıçta
çocuğumuzun özürlü olması, ailemiz içindeki her bireyi ayrı ayrı, değişik
şekillerde ve yoğunluklarda etkiledi. Eşim çocuğumuzun durumundan dolayı
son derece utanıyor, bense duyduğum suçluluktan ötürü aşırı kollayıcı,
koruyucu davranıyordum. Çocuğumuzdaki problemlerin giderek artması ve daha
belirgin hale gelmesi sonucunda, birlikte onun için neler yapabileceğimizi
düşünmemiz gerektiğine karar verdik. Bu düşünce bizi birbirimize daha da
yakınlaştırmıştı. Çünkü oğlumuzun her ikimize de ayrı ayrı gereksinimi
vardı. Birbirimize destek olmamız, oğlumuzun bize olan ihtiyacını
hissetmemiz, evliliğimizi daha da yıkılmaz hale getirdi. Çocuğumuzu olduğu
gibi kabul etmek, onun için yapabileceklerimiz hakkında ortak tavır ve
tutumu geliştirmek artık tek amacımız haline gelmişti. Ancak hekimlerin ‘gebelik
öncesi küçük bir önlem alınsaydı, bu durum ortaya çıkmayabilirdi’deyişi
ihmal suçluluğu hissetmemizin kaynağı oldu” .
AİLE VE TOPLUM OLARAK SORUMLUKLARIMIZI ÖNEMSEYELİM!
►Kaldırım,
merdiven, tuvalet, lavabo ve asansör vb. fizik alt yapı düzenlemelerinde,
özürlülerin kullanabilecekleri nitelikte olmasına özen gösterilmeli,
►Tüm
sağlık hizmetleri, özürlülerin de ulaşabileceği hale getirilmeli ve
kolaylıklar sağlanmalı,
►Aileler
de özel eğitim çalışmalarını doğrudan izleyebilmeli, katkı verebilmeli,
►Özrün
çeşidine ve düzeyine göre farklı danışmanlık ve eğitim hizmetleri
verilebilmeli,
►Özürlülerin
evdeki yaşam kalitesini artırmaya yönelik aile eğitilmeli ve
bilinçlendirilmeli, aileler arasında grup etkileşimi sağlanmalı,
►Özürlü
bireylere iş ve meslek kazandırılarak, toplumda üretkenlikleri
sürdürülmeli,
►Risk
bulunması ya da gereksinim duyulması halinde, bireylere özürlülük
konusunda bilgi verilmelidir. Bu bilgilendirmeye, toplumun
bilinçlendirilmesi açısından da özen gösterilmelidir.
►Özürlü
çocuklarımızı gizlemek ya da onlardan utanmak yerine, onları gün ışığına
çıkarmalı, eğitmeli ve topluma kazandırmalıyız.
ERKEKLERDE GÖRÜLEN CİNSEL ORGAN KANSERLERİ
Erkek
cinsel organlarının hemen tümünde kanser görülebilir. Ancak; testis, penis
ve prostat kanserlerine daha fazla rastlanır. Tüm kanserlerde olduğu gibi
cinsel organ kanserlerinin de erken tanısı tedavi başarısını artırır.
Penis ve testislerde fark edilen bir sertlik ve kitle durumunda erken tanı
açısından hekime başvurulmalıdır.
PROSTAT
Prostat
yalnızca erkeklerde bulunur, kadınlarda prostat ya da eşdeğeri bir organ
yoktur. Prostatın salgıladığı sıvılar sperm canlılığını ve hareketini
artırır.
►PROSTAT
BÜYÜMESİ
Yaşın
ilerlemesiyle erkeklerde vücuttaki hormonal değişikliklere bağlı olarak
prostat dokusu genişler. Bu duruma
prostat büyümesi
denir.
Kötü seyirli olmamakla birlikte sık sık idrara gitme, idrar akışında
azalma, idrarın penis ucundan çatallı çıkması gibi yakınmalar görülebilir.
Hekime başvurularak öneriler doğrultusunda davranılmalıdır.
►PROSTAT
KANSERİ
Prostat
kanseri de yaşın ilerlemesiyle ortaya çıkar.Prostat büyümesi belirtileri
görülür. Bazı kişilerde idrar yolundan kan da gelebilir. Prostat
kanserinin erken tanısı çok önemlidir. Bu nedenle 50 yaşından sonra yılda
bir kez prostat muayenesi için hekime gidilmelidir. Prostat kanserinin
erken teşhis edilmesinde, PSA adı verilen kan tahlili yaptırılmalıdır.
Prostat kanserinin tedavisinde başarı oranı yüksektir. Kontroller ihmal
edilmemelidir.
Başta
kanser olmak üzere birçok hastalığın temel etmenlerinden biri “yanlış,
yetersiz ve dengesiz beslenme” , diğeri ise “sigara alışkanlığı” dır. Her
iki etmen ailenin sağlığını ve mutluluğunu yakından ilgilendirir.
KADINLARDA GÖRÜLEN CİNSELLİKLE
İLGİLİ KANSERLER
MEME KANSERİ
Meme kanseri,
kadınlarda en sık görülen kanser türüdür. Erken tanı konması halinde
tedavisi olanaklıdır. Erken tanı için kadının
kendi kendine meme muayenesi yapması
ve 40
yaşından sonra yılda bir
mamografi
çektirmesi son derece önemlidir.
►KENDİ
KENDİNE MEME MUAYENESİ
Kadın,
kendi kendine ayakta ayna karşısında meme muayenesi yapabilir.
►Önce
meme dokusunda ve deride bir değişiklik olup olmadığına karşıdan ve yandan
bakılır.
►Kollar
başın üzerinde birleştirilip, büyüklük ve şekil değişikliği, deride
çukurlaşma ya da büzüşme, meme başında içe çekilme ya da akıntı, meme başı
çevresindeki koyu renkli alanda ve deride değişiklik olup olmadığına
bakılır,
►Aynı
işlem eller belde birleştirilerek yapılır.
►Tek
kol baş üzerine konulur, diğer el koltuk altından başlayıp, meme üzerinde
dairesel hareketlerle (saat yönünde) parmak uçlarıyla bastırılarak muayene
edilir.
►Aynı
işlem diğer meme için de tekrarlanır.
►Eller
aşağı sarkıtılarak ve hafif öne eğilerek memelerin sarkık duruşunda bir
farklılık olup olmadığına da bakılır.
►Ele
bir kitle, sertlik gelmesi ya da sarkık duruşda farklılık olması halinde
hekime başvurulur. Kadın; yatarak da kendi kendine meme muayenesi
yapabilir.
Memede
değişiklik fark edilmesi halinde hemen hekime başvurulmalıdır..
-
Sertlik ya da kitle,
-
Deride kalınlaşma, şişme ve renk değişikliği,
-
Meme başında kalınlaşma, kızarıklık, akıntı, kanama, yara,
-
Memede ya da meme başında içeri doğru çekinti,
-
Meme şeklinde değişiklik,
-
Meme başlarının duruşunda değişiklik,
VULVA
KANSERİ (DIŞ GENİTAL ORGAN)
Genellikle ileri yaşlarda görülür. Teharet sırasında farkedilen sertlik,
kitle, kabarıklık, renk değişikliği, yara ya da kanama, erken tanıda
önemlidir. Hekime başvurulmalıdır.
VAJİNA
VE RAHİM AĞZI (SERVİKS) KANSERİ
Genellikle ileri yaşlarda görülür. Erken tanısı konulabilmesi halinde
tedavisi olanaklıdır. Kadınların hiçbir yakınması olmasa dahi,
hekimlerince önerilen aralıklarla jinekolojik muayeneden geçmeleri ve
Papsmear Testi
yaptırmaları önemlidir.
RAHİM
KANSERİ
Genellikle menopoz ve sonrasında ortaya çıkar. Menapoza giren kadınlarda
kanama erken tanı açısından önemlidir.
YUMURTALIK
KANSERİ
Kadın
genital kanserleri içinde önemli yer tutar.
Kanserde erken tanı önemlidir.
40 yaşından sonra yılda bir jinekolojik muayene yararlıdır. Beklenmeyen
vajinal
kanama ve akıntı, kitle, sertlik fark edilmesi halinde hemen hekime
başvurulmalıdır.
MYOM
Rahimde
gelişen iyi huylu urdur. Ancak fark edilmesi halinde hekimin önerileri
doğrultusunda davranılmalıdır.
GENEL
RİSK FAKTÖRLERİ
►Ailesinde
kanser öyküsü bulunanlarda risk artabilir.
►Çok
doğum yapmış ya da hiç doğum yapmamış olanlarda risk olabilir.
►Cinsel
yolla bulaşan hastalıkların,
özellikle genital siğil virüsünün, rahim ağzı ve vulva kanseriyle yakın
ilişkisi bulunmaktadır.
►Sigara,
tüm kanserlerde olduğu gibi kadınlara özgü kanserlerin de önemli
nedenidir.
►Hekim
kontrolü dışında kullanılan hormon ilaçları kansere eğilimi artırabilir.
►Yanlış,
yetersiz ve dengesiz beslenme
Başta
kanser olmak üzere birçok hastalığın temel etmenlerinden biri
“yanlış, yetersiz
ve
dengesiz beslenme”
,
diğeri ise “sigara alışkanlığı” dır. Her iki etmen ailenin sağlığını
ve
mutluluğunu yakından ilgilendirir.
►BESLENME
►Damar
sertliği, kalp-damar hastalıkları, hipertansiyon, kemik erimesi (osteoporoz),
şeker hastalığı (diyabet), kansızlık (anemi) ve şişmanlık vb. gibi
hastalıkların en önemli nedenlerinden biri yanlış, yetersiz ve dengesiz
beslenmedir.
►Beslenme
insan davranışlarını etkileyen önemli öğelerdendir. Genellikle aç kalan ve
kimi besin öğelerinden yoksun beslenenler; sinirli, uyumsuz, saldırgan ve
suç işlemeye eğilimli olabilirler. Bebek ve çocuklarda kötü beslenme beyin
gelişimini ve zeka yeteneğini olumsuz etkiler.
►Kanser
hastalıklarıyla beslenme arasında sıkı bir ilişki vardır.
►Yirmi
yaşına kadar yeterli ve dengeli beslenenlerin yaşam boyu kanserden korunma
olasılıkları % 60’dan fazladır.
►Küflü
gıdalarda “aflotoksin” denilen kanser yapıcı bir madde oluşur. Süt, et ve
yumurtaya da geçtiği için küflü ekmek ve diğer gıdalar hayvanlara da
verilmemelidir.
Doğru
Beslenme İlkeleri;
Beş
gruptan oluşan besinler, her gün, günde üç öğün ve karışık tüketilmelidir.
Besin grupları:
•Etler
(balık, tavuk,sığır) ve kurubaklagiller (fasulye, nohut, mercimek vb.),
•Sebze
ve meyveler,
•Süt ve
süt ürünleri (yoğurt, peynir, içimlik süt),
•Ekmek,
börek, pilav gibi unlu gıdalar,
•Yağlı
ve tatlı gıdalar,
►Fazla
yağlı ve tuzludan kaçınılmalıdır. Yağ gereksinimi sıvı yağlardan özellikle
zeytinyağından karşılanmalıdır.
►Haşlama
suları atılmamalı, kızartma ve ızgaradan olabildiğince kaçınılmalıdır.
►Sebze,
meyve, süt ve süt ürünlerine ağırlık verilmelidir. Bu gıdalarda kanserden
koruyucu maddeler fazladır.
►Sebze
ve meyveler mevsimlerinde, doğal, taze ve ucuz olanı tercih edilmelidir.
►Gıdalar
buzdolabında saklanmalı, küflendirilmeden tüketilmeli, küflenenler
atılmalıdır.
►Katkılı
maddelerden kaçınılmalıdır.
►Günlük
dışkılama alışkanlığı edinilmelidir. Kepekli ve posalı gıdalar
tüketilmeli, bol sıvı alımına özen gösterilmelidir.
SİGARA
►Sigara,
damar sertliği, kalp-damar hastalıkları, hipertansiyon, nefes darlığı
(astım, bronş genişlemesi, hava keseciklerinin yırtılması, bronşit) ve
kemik erimesi (osteoporoz) vb. gibi hastalıkların en önemli
nedenlerindendir.
►Sigara,
derinin çirkinleşmesine, cinsel isteğin azalmasına ve kısırlığa yol
açabilir.
►Sigaranın
içerisinde fare zehiri dahil, 4000 dolayında zararlı madde bulunmaktadır.
►Sigara
başta akciğer, dil, dudak, mesane, prostat, yumurtalık, rahim ve kan
kanseri (lösemi) olmak üzere tüm kanserlerin en ön sırada gelen nedenidir.
►Sigara
içmemelerine karşın sigara içilen ortamda bulunan kişiler (pasif içiciler)
de kanser ve diğer hastalıklara yakalanabilmektedirler. Sigarada bulunan
60 tür kanser yapan maddelerden biri de “ NNK” adında bir maddedir. Bu
madde, diğerlerinden farklı olarak dumanla birlikte içenin akciğerlerine
girdikten sonra, orada vücudun salgıladığı bir sıvıyla birleşerek, kanser
yapma gücü 100 kez artar ve dışarı çıkar. Sigara içmeyenlerin bu dumanı
soluması, belki de onların daha fazla kansere yakalanmalarına neden
olabilir.
►Damar
sertliği plaklarının yırtılması sonucu kalp krizi ortaya çıkar. Yaş
ilerledikçe, bu sert plaklar damar içinde giderek büyür ve kalp krizi
geçirme riski de artar. Ancak sigara dumanı küçük damar sertliği
plaklarını da patlatarak kalp krizine yol açmaktadır.
Bu
nedenle, BİR AĞIZ DOLUSU DUMAN, ya da BİR NEFES SİGARA DUMANI, çocuk ve
gençlerin geçirdikleri kalp krizinin ve ölümlerin en önemli nedenidir.
Sigaranın zararlarını önlemek için;
►Sigara
içilmemeli, içenler bırakmalıdır.
►Kapalı
ortamlarda sigara içilmemeli, kahvehane gibi sigara içilen ortamlara
girilmemelidir.
►Özellikle
ev ortamında sigara içilmemeli, içtirilmemelidir. BEBEK, ÇOCUK, GEBE ve
EMZİKLİ ANNELERİN yanında kesinlikle sigara içilmemelidir.
CİNSEL İSTİSMAR VE ŞİDDET
Cinsel istismar;
bir
kişinin kendi rızası dışında cinsel bir eyleme hedef olması ya da buna
kalkışılmasıdır. Çocuk, genç, yaşlı her yaştan; kadın, erkek her
cinsiyetten kişiler cinsel istismara uğrayabilir.
Cinsel
taciz, tecavüz ve seks işçiliği cinsel istismar kapsamında
değerlendirilebilir.
►Cinsel
Taciz:
Bireyin
istemediği ve hoşnut olmadığı cinsel ilgi ile karşılaşmasıdır.
Sarkıntılık:
Zorla
öpme, sarılma, sürtünme, okşama, çimdikleme vb.
Sözlü ya da beden dili:
Laf
atma, ıslık çalma, telefon sapıklığı, göz süzme, el işareti yapma,
teşhircilik (cinsel organını gösterme)
►Cinsel
Tecavüz:
Birini
tehdit ederek ya da şiddet uygulayarak cinsel ilişkiye zorlanama ya da
ilişkide bulunmaya denir. Tecavüz, şiddet içeren bir ilişki şeklidir
►Seks
İşçiliği ve İstismarı:
Bireyin
para ya da başka maddi bedel karşılığında cinsel ilişkide bulunmasıdır.
Seks işçiliği bir tür istismardır. Bunun nedeni; kişilerin seks işçiliğine
istemeden başlamasıdır. Çoğu kez temelinde istismara uğramışlık vardır.
Cinsel yolla bulaşan hastalıkları önlemek amacıyla, ülkemizde çalışma
şekilleri yasayla düzenlenmiştir. Çünkü yasa dışı çalışanlar, cinsel yolla
bulaşan hastalıklar, HIV/AIDS ve istenmeyen gebelikler açısından ciddi
sorunlar yaşamaktadırlar.
Aile
içerisinde daha çok kadın ve çocukların şiddete maruz kaldığı
bilinmektedir. Eşler arasındaki kavga ya da çocuklara yönelik şiddet,
çocukların ruhsal gelişini kötü yönde etkileyerek şiddete eğilimli kişilik
gelişebilir. Eşin rızası olmamasına karşın, baskıyla ya da zorla vajinal,
anal ve oral her türlü cinsel ilişki tecavüz olarak değerlendirilir. Bu
durum eşleri zor durumda bırakır ve boşanma sebebi sayılabilir.
Aile
dışında da tecavüz olaylarına rastlanmaktadır. Tecavüze uğrandığında, en
doğru davranış yardım istemektir. Olay sonrası banyo yapmak, birçok
kanıtın yok olmasına neden olacağından, kesinlikle banyo yapılmamalıdır.
Bireyde oluşabilecek psikolojik sorunlara yönelik, destek alması çok
önemlidir. Tecavüze uğrayan kişi; suçluluk duygusunun yersiz olduğuna ve
saldırıya uğramasının kendi suçu olmadığına mutlaka inandırılmalıdır.
Unutulmaması gereken, istismarların temel insan haklarına aykırı olduğu
için yasalarca yasaklanmış olmasıdır. Bu tür eylemlerde bulunanlara ceza
verilir.
Ama ne
yasalar ne de cezalar, cinsel istismara uğrayan kişilerin psikolojik ve
bedensel zedelenmelerini ve kişiliklerine verilen zararları karşılayamaz.
Farklı
cinsel kimliğe sahip kişilerin de sıklıkla cinsel şiddet ve istismara
uğradıkları bilinmektedir. Cinsel kimlik gelişimi 2-3 yaşlarında başlar.
Sahip olunan biyolojik cinsiyetten farklı bir cinsel kimliği benimsemeye
toplumsal cinsiyet denir. Bir başka deyişle, biyolojik cinsiyeti ne olursa
olsun bireyin kendini kadın ya da erkek olarak algılamasıdır.
Bireyin
karşı cinsten birinden hoşlanması ve cinsel birlikteliğine
heteroseksüellik, aynı cinsiyetten birinden hoşlanması ve cinsel
birlikteliğine homoseksüellik (eşcinsellik), bireyin hem kendi, hem de
karşı cinsiyetten hoşlanması ve cinsel birlikteliğine ise biseksüellik
denir. Toplumun çoğunluğu heteroseksüeldir. Başka bir deyişle; biyolojik
cinsiyetine uygun cinsel kimlik gelişmiştir. İnsanlar cinsiyetle ilgili
toplumsal rollerini kendileri bilinçli olarak seçemezler. Çocuklukta
başlayan toplumsallaşma sürecinde rollerini kazanmış olurlar.Toplumsal
cinsiyeti etkileyen faktörlerin başında bebek ve çocuklara aile ve
çevrenin yaklaşımı gelmektedir.Bunların bilinmesi ve doğru davranılması
çocukların cinsel kimlik bulmasını etkileyebilecektir. Bazı faktörler;
►Ailenin
kız beklerken, bebeğin erkek olması ve ona kız çocuğu özlemini giderecek
biçimde davranması, özellikle zaman zaman “şu bir kız olsaydı…” gibi
sözler söylemesi, çocuğun biyolojik cinsiyetini reddetmesine, karşı
cinsiyeti benimsemesi eğilimine yol açabilir.
►2-3
yaşlar arasında geçirilen dönemde, makattan ateş ölçmek ve fitil koymak
gibi uygulamalar çocuğun makattan zevk alması duygusunu pekiştirebileceği
düşüncesiyle kaçınılması önerilmektedir.
►Özellikle
3-7 yaşlar arasında geçirilen dönemde, yoğun olarak yaşanan erkek
çocuğunun annesine olan doğal düşkünlüğüne, babanın aşırı tepki göstermesi
ya da bu ilişkinin dengede tutulamaması halinde çocuk anne cinsiyeti ile
özdeşleşerek, cinsel kimlik olarak bu cinsiyeti benimseyebilir ya da baba
cinsiyetinden olanlardan öç almak eğilimi nedeniyle biseksüelliğe
yönelebilir. Kız çocukla annesi, erkek çocukla babası arasındaki ilişki ne
denli yakın ve olumlu ise, özdeşim de o denli kolay olur. Bu dönemde
çocuklar cinsel organlarına düşkün oldukları ve farklı biçimde
önemsedikleri için, yaramazlıkları sırasında, cinsel organına yönelik
“keserim” ya da “gösterme, çok ayıp” gibi sözlerle yaklaşım, çocuğun
biyolojik cinselliğini benimsemede sorun yaşamasına yol açabilir. Bu
bağlamda erkek çocuklarının 3-7 yaşlar arasında sünnet edilmesi de pek
önerilmez. Bu nedenlerle toplumsal cinsiyetinden dolayı insanlar
kınanmamalı, ayrımcılık yapılmamalı, şiddet ve istismara uğramamalıdır.
Herkes cinsel kimlik ve tercihleri doğrultusunda cinselliklerini
başkalarına zarar vermeden, mahremiyetle ve özgürce yaşayabilmelidir.
Bu en
temel insan hakkıdır.
CİNSEL İSTİSMARI ÖNLEMEK İÇİN NELER YAPILABİLİR?
Eşler
arasındaki kavga ve şiddetin önlenmesinde karşılıklı saygı, sevgi, hoşgörü
ve anlayış kuralı unutulmamalıdır. Tartışma ve kavgalar çocukların yanında
asla yapılmamalıdır. Çocuklara şiddet uygulanmamalı, sevgi, ilgi ve engel
koyma dengede tutulmalıdır. Cinsel şiddetle karşılaşıldığında, paniğe
kapılmadan soğukkanlı bir şekilde tepki gösterilmeli, kararlı
davranılmalı; gerekiyorsa yasal yollara başvurulmalıdır.
-Cinsel
istismara ya da şiddete maruz kalındığında tıbbi, hukuki ve sosyal açıdan
yardım alınabilecek bazı kurum ve kuruluşlar;
-ANKARA
BAROSU..........................................................................................Tel:(312)
310 55 26
Kadın
Danışma
Merkezi...........................................................................Tel:310
55 26/238
Adli
Yardım Bürosu
...........................................................................Tel:310
55 26/248-249
Çocuk
Merkezi..........................................................................................Tel:310
55 26/240
-KADIN DAYANIŞMA
VAKFI...........................................................Tel:(312)
430 40 05/ 432 07 82
-ANKARA SOSYAL HİZMETLER İL
MÜDÜRLÜĞÜ.........................................Tel:(312) 418 66 62
-ÇAĞDAŞ HUKUKÇULAR
DERNEĞİ..............................................................Tel:(312)
232 36 69
-İl
ve İlçe İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Bşk.
......................................Tel:(312) 418 25 73
-T.C.
Başbakanlık Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü
.....................................Tel:(312) 419 29 79
-Türkiye İnsan Hakları
Vakfı.............................................................................Tel:(312)
417 71 80
CSÜS HİZMETLERİNE YÖNLENDİRME
Sağlık;
en temel insan hakkıdır. İnsanlar cinselliklerini yaşamaları sırasında
sağlıkları da etkilenebilmektedir. Bu nedenle; cinsel sağlık ve üreme
sağlığı hizmetlerinden herkesin yararlanması, sorunların azaltılmasında
önemlidir. Cinsellik, birçok toplumda hala tabu görülmektedir. Bu durum
insanların hizmet alımını etkileyebilir. Cinsel sağlık ve üreme sağlığına
ilişkin sorunlar ağırlıklı olarak kadına özgü düşünülmesine karşın, çağdaş
aile yaklaşımında hem erkeği hem de kadını eşit olarak ilgilendirmelidir.
Gereksinim duyulması halinde, cinsel sağlık-üreme sağlığı hizmetleri
verilen sağlık kuruluşları;
Sağlık
Evleri
Sağlık
Ocakları
Ana
Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması (AÇSAP) Merkezleri
Doğumevleri
/ Aile Planlaması Klinikleri
Hastanelerin
Kadın Hastalıkları ve Doğum Klinikleri
HIV/AIDS
Araştırma Merkezleri
Özel
Hastaneler / Özel Poliklinikler / Özel Muayenehaneler
İlgili
dernekler, vakıflar, eczaneler
Ayrıca
istenmesi halinde telefonla da bilgi alınabilecek bazı kurumlar
bulunmaktadır.
-
Türkiye Aile Planlaması Derneği
Tel:
(312) 441 78 00
-
AIDS ve Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar Bilgi Hattı
Tel:
(312) 441 78 00
-
HATAM
–
Ankara Tel: (312) 310 80 47
KAYNAKLAR
Hacettepe Üniversitesi (1999). I. Özürlüler Şurası Komisyon
Raporları-Genel Kurul Görüşmeleri. T. C.
Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı.
Hacettepe Üniversitesi, Keçiören Belediyesi (2005). Belediyeler ve
Evlendirme Hizmetleri. Belediyecilik
ve Halk
Sağlığı Eğitim-Araştırma Merkezi, Yayın No: 12, Ankara: Aygül Ofset.
İnsan
Kaynağını Geliştirme Vakfı, T.C. Sağlık Bakanlığı AÇSAP Genel Müdürlüğü ve
UNFPA
(Birleşmiş Milletler Nufus Fonu) (2000). Cinsel Sağlık Bilgileri Eğitimi
Öğretmen El Kitabı. İ stanbul:
Aşama
Matbaacılık.
SARIKAYA, E., ÖZCAN, Z.Y. (2005). Ailem Türkiye Projesi.
SİVASOĞLU, A. A. (2005). Kadın Hastalıkları ve Doğum Bilgisi. Ankara:
TUSEM Tıbbi Yayıncılık
ÖNDER,
Ö. R.,YILDIZ, A. (2001). HIV/AIDS Konusunda Yeşil Maymunla Söyleşi. Ankara
Üniversitesi
Basımevi.
T.C.
Başbakanlık Devlet İstatistik Enstitüsü Başkanlığı, T.C. Başbakanlık
Özürlüler İdaresi Başkanlığı
(2004).
Türkiye Özürlüler Araştırması 2002. Yayın No: 2913, Ankara: Devlet
İstatistik Enstitüsü
Matbaası.
T.C.
Sağlık Bakanlığı AÇSAP Genel Müdürlüğü (2003). Aile Planlaması
Danışmanlığı İçin Resimli
Rehber.
3. Baskı, Ankara.
T.C.
Sağlık Bakanlığı AÇSAP Genel Müdürlüğü (2005). Güvenli Annelik. Ankara.
T.C.
Sağlık Bakanlığı AÇSAP Genel Müdürlüğü (2005). Üreme Sağlığına Giriş.
Ankara.
T.C.
Sağlık Bakanlığı AÇSAP Genel Müdürlüğü, UNFPA (Birleşmiş Milletler Nüfus
Fonu) (2005).
Sağlık
Sektörü İçin Ulusal Stratejiler ve Eylem Planı 2005-2015. Ankara.
T.C.
Sağlık Bakanlığı AÇSAP Genel Müdürlüğü (2000). Aile Planlaması Yöntemleri
Broşürü. Ankara.
T.C.
Sağlık Bakanlığı AÇSAP Genel Müdürlüğü (1999). Gebelik ve Aile Planlaması
Yöntemleri
Broşürü. Ankara.
T.C.
Sağlık Bakanlığı AÇSAP Genel Müdürlüğü (1992). Annenin ve Doğacak Bebeğin
Sağlığı İçin
Gebe
Bakımı. Ankara: T.C. Sağlık Bakanlığı AÇSAP Genel Müdürlüğü Basımevi.
Türkiye
Aile Planlaması Derneği. Güvenli Annelik Broşürü. Ankara.
Uluslararası Aile Planlaması Federasyonu (2000). IPPF Üreme Hakları ve
Cinsel Haklar Bildirgesi.
http://www.jinekoloji.net.Erişim Tarihi: 08.02.2006
http://www.bilkent.edu.tr. Erişim Tarihi: 08.02.2006
http://www.ikgv.org. Erişim Tarihi: 08.02.2006
http://www.genetikbilimi.com. Erişim Tarihi: 10.02.2006
http://www.istanbulcerrahi.com. Erişim Tarihi: 09.02.2006
http://www.hacettepe.com.tr. Erişim Tarihi: 08.02.2006
http://www.florence.com.tr. Erişim Tarihi: 09.02.2006
http://www.kadinininsanhaklari.org. Erişim Tarihi: 08.02.2006
|